Web sitemize hosgeldiniz...
Öncelikle ağız sağlığını merak eden kişi olmanızdan dolayı sizi kutlarım.
Bildiğiniz gibi ağız boşluğu; dişlerimiz, dişetleri, dudaklar, dil, yutak ve tükrük bezlerinden oluşan bir bütündür. Bu sistemdeki herhangi bir aksama, öncelikle kendi içinde olmak üzere tüm vücudumuza zarar verir.
Beslenmenin ilk başladığı yer ağzımızdır. Bir lokmayı çiğnemeye başladığımızda dişlerimiz lokmayı öğütürken, salgılanan enzimler, tükrük bezleri salgısı, dil ve yanakların yaptığı mekanik etkiler ile sindirim eylemi kolaylaştırılır. Bu nedenle eksik veya sorunlu dişler sonucu yapılan sindirim, midemiz ve diğer sindirim organları üzerine fazla yük binmesine ve bu organlarda rahatsızlıklar ortaya çıkmasına neden olur.
Dişlerimiz, dil, dudak ve yanaklarla birlikte konuşmamızda da etkin rol oynar. Ayrıca dişlerimizdeki şekilsel bir bozukluk estetik olarak görüntümüzü etkiler. Bu iki faktör psikolojimiz üzerinde etkin rol oynayan faktörlerdir. Herhangi birinde meydana gelen bir bozukluk psikolojik olarak kendimizi toplum içinden dışlamamıza neden olabilir.
Dişlerimiz bebeklik dönemimizden itibaren ağzımızda etkin rol oynayan en önemli organlardır. İnsan doğasında dişlenme bebeklik döneminde başlayan süt dişlenmesi ve çocukluk dönemimizden itibaren sürekli dişlerimiz olmak üzere iki periyottur.
En sonuncusunu 12 yaş civarında kaybettiğimiz süt dişleri, toplum içindeki genel bir yanılsamaya bağlı olarak çok önemsenmemektedir. Oysa ki, süt dişlerinin çocuk beslenmesi ve gelişimindeki önemi yadsınamaz bir gerçektir. Ayrıca süt dişlerinin düşme zamanlarına kadar ağızda tutulmaları sürekli dişlerin gelişimi ve diş dizisinde alacakları yerleri belirlemeleri açısından düşünülenden çok daha önemlidirler.
Bu nedenle bebeklikten itibaren süt dişlerinin temizlenmesi, çocuklarımıza fırçalama alışkanlığının kazandırılması, gerekli kontroller ve tedaviler ile süt dişlerini ağızda tutmak önemlidir. Rutin hekim kontrolleri küçük yaşlarda başlamalalıdır. Bu sayede,hem çocuklarımız diş hekimi fobisinden korunmuş olur,hem de oluşabilecek tüm problemler önlenir.
Yaklaşık 6 yaşında süren ilk azı dişine 1. büyükazı denir. Artık "daimi diş" dönemi başlamıştır.
Daimi dişlerimizin çıkmasıyla birlikte ortaya çıkan önemli bir konu dişlerin sağlığını korumanın yanında, ağzımızdaki yerleri ve dizilimlerindeki düzendir. Özellikle estetiği ve konuşmayı etkileyen diş dizilimi, genetik veya çevresel faktörlerle normalden sapma gösterebilir. Böylesi durumlarda uzman hekimlerce yapılan ufak müdahaleler veya ciddi ortodontik tedaviler sonucu estetik bir görünüm elde edilebilir. Böylesi vakalarda diş hekimi kontrolüne başlamanın ideal yaşı 7 yaş civarıdır.
Daimi dişlerimizle birlikte bizi ilgilendiren bir diğer sorumluluk da dişeti sağlığımızdır. Gerek tükrüğümüzdeki minerallerin gerekse aldığımız besinlerin oluşturduğu diş taşları dişeti sağlığımızı olumsuz yönde etkiler. Ağız kokusu, dişeti kanaması, dişetlerinde iltihaplanma gibi belirtilerle kendini gösteren dişeti hastalıkları, diş hekimi tarafından yapılan tedaviler ve etkin-bilinçli diş fırçalama sonucu rahatlıkla tedavi edilir.
Yapılan araştırmalar göstermiştir ki; dişeti problemi olan hastalarda kalp rahatsızlığı görülme oranı dişeti rahatsızlığı olmayan bireylere göre %85 daha fazladır. Ayrıca diş çürükleri sonucu oluşan iltihaplanmalar tüm kanda sedimantasyon miktarını arttırmakta,yani bu iltihap tüm vücuda yayılmaktadır.
Eminim ki hiç kimse iltihaplı bir dişten dolayı her yutkunduğunda vücudunu zehirlemek istemez veya eksik olan birkaç diş yüzünden tüm sindirim sisteminin mekanizmasını bozmayı göze almaz.
Oysa ki çözüm çok basittir... Dişlerimizin sağlığı bilinçli olarak yaptığımız ağız temizliği (diş fırçalama, ip kullanma, va gargaralar) ile çok rahatlıkla sağlanabilir. Engellenemez bir biçimde oluşan diğer problemler (diş çürükleri, diş kırılmaları vb.) rutin olarak 6 ayda bir gidilmesi gereken diş hekimi kontrollerinde yapılan küçük müdahalelerle çözülür.
Önemsenmeyen ve küçük görülen her problem bize, çok daha uzun süren tedaviler olarak geri döner. Vücudumuzdaki bozulmuş olan o müthiş ahengi düzeltmek her zaman o kadar kolay olmayabilir. Yani kısaca, geç kalmak hoş olmayan sonuçlar doğurur.
Unutmayalım ki; ağzımız ve onunla birlikte yer alan organlarımız dış dünyaya açılan kapımızdır. Ağız sağlığını ve bütünlüğünü korumaksa kendini önemseyen her bilinçli bireyin görevidir.
|